SİNOP TARİHİ CEZAEVİ

Tarihî Sinop Kapalı Cezaevi, bir dönem “Anadolu’nun Alkatrazı” tabiri ile de tanınan ve 1999 yılında kapatılarak müzeye çevrilen cezaevidir. DSCF2920

Üç yanı deniz olan ve tarihi kale duvarlarının içerisinde yer alan cezaevine ev sahipliği yapan kale yaklaşık 4000 yıl önce bölgenin hakimi Gaskalılar tarafından yapılmıştır. Grek, Pontus, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlılar kendi dönemlerinde kaleyi korumuş ve güçlendirmişlerdir. Hapishaneyi gezerken tarihçilerden aldığım bilgide kaleyi alan her toplum bir önceki topluluğun sanat eserlerini kalenin güçlendirilmesinde kullanmış. Kalenin cezaevi olarak kullanımına ait en eski belgeler ise 1568 yılına dayanmaktadır.

DSCF3024

Evliya Çelebi seyahatnamesinde bu zindandan şöyle bahsetmiştir; “Büyük ve korkunç bir kaledir. 300 demir kapısı, dev gibi gardiyanları, kolları demir parmaklıklara bağlı ve her birinin bıyığından 10 adam asılır nice azılı mahkumları vardır. Burçlarında gardiyanlar ejderha gibi dolaşır. Tanrı korusun, oradan mahkûm kaçırtmak değil, kuş bile uçurtmazlar.”

DSCF2958

İç kalenin resmi olarak zindana dönüşmesi ise 1887 yılında olmuştur. O dönem Sinop Mutasarrıfı Veysel Paşa yeni binalarla birlikte bir de hamam eklemiştir. 1939 yılında da çocuk hapishanesi olarak kullanılmak üzere bir bina daha yapılmıştır.DSCF3010

Sinop Tarihi Cezaevi’nin tarihsel önemi firar edilemeyen bir hapishane olması ve misafir ettiği ünlüler nedeniyle artmış.Kırım Hanı Devlet Giray, Sabahattin Ali, Refik Halit Karay, Mustafa Suphi, Ahmet Bedevi Kuran, Ruhi Su, Burhan Felek, Zekeriya Sertel bu cezaevinde yatmış bazı isimlerdir.

Sabahattin Ali, meşhur “Aldırma Gönül” şiirini Sinop Cezaevi’nde yazmıştır.

Başın öne eğilmesin, aldırma gönül, aldırma.

Ağladığın duyulmasın, aldırma gönül, aldırma.

Dışarda deli dalgalar, gelip duvarları yalar,

Seni bu sesler oyalar, aldırma gönül, aldırma.

DSCF2975 DSCF2977

Sabahattin Ali’nin kaldığı koğuş

Cezaevinde ilerlediğinizde 1. kısım, 2. kısım olarak ayrılmış zindanlar, hücreler, koğuşlar, çeşitli atölyeler, küçük bahçeler, stratejik önemi büyük olan yerlerde gözetleme kuleleri, idari bina, çok eski bir mahkum nakil aracı, revir, muhasebe, savcı odası gibi odalar, eski yataklar bulunmakta.

DSCF2942 DSCF2992  DSCF3009DSCF2985

Cezaevi ayrıca bazı film ve dizilere ev sahipliği yapmıştır.  Ferhan Şensoy’un “Pardon” filmi ve “Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz”, “Köpek”, “Parmaklıklar Ardında”, “Esir Şehrin Gözyaşları” ve “Tatar Ramazan” dizilerine ev sahipliği yapmış.

DSCF2962

“Parmaklıklar Ardında”  dizi seti

O devirde buraya girildiğini ama dışarı çıkılmadığını Samsun 19 Mayıs Üniversitesinin eski bir rektörünün yazısında Şöyle diyor eski rektör ; “Çünkü o dönemde, Sinop Cezaevine girilir, ama çıkılmazdı. Nemden kibritin bile yanmadığı bu mekanda, mahkumlar çürümek ve ceza sürelerini tamamlayamadan ölmekle, karşı karşıya kalırlardı.”

DSCF2929 DSCF3019

Başkabir blog da bulduğum bir yazıda bir gardiyana kadınlar koğuşu ile sorulan bir soru üzerine “Onların çoğu koca katili diye oraya vermişler, erkek zihniyeti işte”, “Pekiyi kaçan oldu mu hi甝 diyorum anlatıyor. Ama anlattığı ne derece doğru bilinmez.

“ Bir idamlık vardı, kanalizasyondan kaçtı, yüzüp yüzüp karaya çıkmış, acıkmış bir eve girmiş ekmek istemek için, ama evin izinden gelen polis oğlu, bunu yakalayıp yine cezaevine geri getirdi. Kaçtığı için yeniden yargılandı. Yargılanırken af çıktı, adam idamdan yırttı, kaçmasaydı idam edilecekti. Biz sonra onun kaçtığı deliğe demirle ördük, bir daha kaçan olmasın diye. Ama sonra biri eksik çıktı. Aradık baktık ki. Demir ördüğümüz yerde boğulmuş kalmış kanalizasyonun içinde”

Leave a comment