Sinop Balatlar Kilisesi ve Etnografya Muzesi

Balatlar Kilisesi

Balatlar Kilisesi ya da Sinope Koimesis Kilisesi Sinop’un Ada mahallesinde Yusufoğlu Aralığı’nda Bizans döneminden kalma bir kilisedir. 3.062 m²’lik alanı kapsayan kilise MS 660 yılında yapılmış dikdörtgen planlı bir bazilikadır. Roma dönemindeki ilk inşasında bir hamam olarak hizmet ettiği düşünülen bu yapı kompleksi 6.-7. yüzyıllarda kilise, 11-13. yüzyıllar arasında tahıl deposu, Anadolu Selçukluları ya da kentin Osmanlıların eline geçmesinden sonra yerli Hristiyan halka bırakılarak Meryem ve Baş Melek Mikail’in birlikte anıldığı bir manastıra dönüştürülmüştür. 1920’lere gelindiğinde ibadetin yanı sıra mezarlık olarak da kullanılmıştır.

DSCF2883 DSCF2882

Roma yapısının sağlam duvar ve taşıyıcıları oyularak kesilmiş buralara dini ihtiyaçlar doğrultusunda diğer Ortodoks Rum manastırlarında da bulunan kemiklik ve benzeri mekânlar ile niş, kapı, kemer, seki, pencere ve ayazma havuzu gibi mimari elemanlar oluşturulmuştur. Bunun dışında Osmanlı yönetimindeki yerli Hristiyan halkın manastırın içine kurulduğu abidevi Roma dönemi yapı kalıntısından olabildiğince çok insanın gömülmesi için azami ölçüde yararlanmaya çalıştıkları tespit edilmiştir.

DSCF2878

Bizans devletinin yıkılışının ardından, yerli Hristiyan halk tarafından mevcut olan Roma yapısının birçok bölümünde değişiklik yapılmış ve kiliseye dönüştürülmüştür.

Arkeolojik kazı çalışmaları

2010 yılından itibaren Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi sanat tarihi bölümü Prof. Dr. Gülgün Köroğlu başkanlığında bölgede arkeolojik kazı çalışmalarını sürdürülmektedir. Bu çalışma dahilinde yapıyı çevreleyen bölge kamulaştırılmıştır

.DSCF2877

Kilisenin yalnızca kuzey ve güney duvarları ve bu duvarlarda bulunan eski ve yeni ahitten alınmış sahnelere dayanan İsa, Meryem ve havarilerle ilgili freskler koruma altına alınmıştır.

Kazı’da çok sayıda mezar açılmış, Hristiyan inancında rölik olarak adlandırılan kutsal kalıntılar bulunmuştur.Bunun dışında kazıda İsa’ya ait olduğu düşünülen bir sandık bulunmuştur. Bu konu hakkında verdiği bir röportajında Köroğlu şunları söylemiştir; “Bu sandık kazı çalışmaları sırasında şimdiye kadar çıkan en önemli buluntu. Bu sandık içerisinde, muhtemelen bir kemik var veya kutsal bir kişinin sembolik bir mezarı bu. Üzerinde haç işareti bulunan bu parça taş dolgu içerisinden çıktı. Çıkan bu parçanın İsa’nın çarmıha gerildiği hacın bir parçası olduğunu düşünüyoruz.”

DSCF2879 DSCF2875

 

Yazılar buradan alınmıştır.

Sinop Etnoğrafya Müzesi

Kefevi Mahallesi Kemaleddin Sami Paşa Caddesi No: 9 bulunan yapı tipik bir 18. yüzyıl sonu konağıdır. Temel ve zemin katı moloz taş, ana katları ahşap karkas-tuğla karışımı olan yapı 3 katlıdır.

DSCF2899

Ön cephesi caddeye, arka cephesi ise yapının bahçesine bakan konağa, cephe ortasında ışıklık pencereli cümle kapısından girilir. Ambar ve büyük hizmet bölümleri, mutfak, çeşme gibi mekan ve detaylarla ayrılmış olan zemin katta duvarlar moloz taşından inşa edilmiştir. Karanlık olan bu kattan üst katlara çıkan sağlı sollu merdivenin girişi ahşap olarak yapılmış geniş bir sivri kemer halindedir.

DSCF2890 DSCF2887 DSCF2888

Yanındaki 4 katlı büyük Öküzoğulları konağı gibi, cephelere yanlarda anıtsal çıkıntılar halinde yansıyan köşe odalarına sahip olan orta ve üst katlar orta sofalı, 4 eyvanlı ve köşelerde birer köşe odalı simetrik plan düzeniyle benzer görünüştedirler. Tüm duvarları ve iç bölmeleri ahşap olan bu katlarda zengin bir ahşap oymacılığı ile birleşen duvar boyamacılığı bir zamanlar bu konutun ne derece zengin bir görünüşe sahip olduğunu göstermektedir.

Köşe odalarına geçit verecek şekilde pahlanmış kare alanlar halinde olan sofaların eyvan geçişlerinde ve merdiven başlarında zarif ahşap doğramalı korkuluklar ve direkler vardır. Ayrıca kemer aralarında ve tavan bordürlerinde vazo içinden çıkan çiçekler, demetler canlı bir konturlama ile ve barok renk tonlamasıyla romantik bir anlayışla yapıldıklarını gösterir.
Selamlık olarak kullanıldığı sanılan orta kat süslemesi, harem olarak kullanılması gereken üst kata göre daha ölçülü ve taşralı bir karakter taşır. Bu katta kemercikli ve şeritvari dekorlu çıtalı bir ahşap kaplama tüm iç mekan ve oda duvarlarını kaplamakta, köşe odalarında sedir şekilleri ve çubukluk, kavukluk gibi rokoko kemerli detaylar bu kaplamanın meydana getirdiği ciddi loşluğu hareketlendirmektedir.
Harem olarak kullanıldığı belirtilen üst kat, aynı simetrik planlama ile yapılmış, ayrıca diğer katlara göre kullanımına uygun bir renk ve aydınlık anlayışına nispeten çağdaş İstanbul Rokoko süslemesine yakın bir şekilde dekorlanmıştır. Bu katta bol pencere ile yeterli gelen ışığın oluşturduğu etkiyle de neşelenen mekan düzenlemesi, tavanlardaki zengin rokoko bitkisel kıvrımlı bordürlerle ve oda dolap kapaklarında ki renkli çiçek buketleriyle süslenmekte, köşe odalarındaki yuvarlak kemerli ve iç- dış bükey nişlerle canlı bir barok etkinin Sinop’un bu ünlü konağında yaşatıldığını göstermektedir.

DSCF2895 DSCF2893 DSCF2894

Bu ihtişamlı iç mekan etkisini zengin döşemeli Osmanlı yaşamı ve o zamanlar tüm deniz manzarasına açılan yapı ile birlikte düşünmek gerekir. Aynı tür barok kıvrımlanma, buruk bir neşeden kaynaklanan romantik etki ve manzaraya bu ihtişamla açılış, o dönem İstanbul’lunda I. Abdülhamit’in Topkapı Sarayı harem dairesindeki odalarında daha zengin detaylı ve Avrupa rokoko üslubunda olmak üzere meydana getirilmiştir.
Bu barok detaylama içinde bir köşe odasında görülen kırmızı damarlı mermer taklidi stukko uygulaması ise bu konakta çalışan usta ve nakkaşların 18. yüzyıl içlerinde başkent veya azınlık kökenli olarak Batı-Hristiyan etkilerini Sinop’un bu ayan konağına taşıdıklarını düşündürmektedir.
Geleneksel eyvanlı sofalı ve köşe odalı simetrik Türk Evi plan düzenini yaşatan konak, süslemesinde çağdaş örneklerde karşılaşılan manzara resmi görülmemesine karşın, taşralı olmakla birlikte zengin batılı dekorlaması ile de o yılların imparatorluğuna yeni bir soluk getiren rokoko üslubunu, Sinop gibi uzak bir kentte yakalayabilmiş bir yapı olarak konut mimarimizin önde gelen örneklerindendir. İstanbul konutlarıyla yarışan bu konağın zengin görüntüsünü Sinop’un tüm çevresel kültürlere açılan tarihsel limanı ile açıklamak mümkündür.

Kültür Bakanlığı tarafından restore edilen konak bugün Etnografya müzesi olarak hizmet vermektedir.

 

DSCF2897 DSCF2896

Yazılar buradan alınmıştır.

Leave a comment